25. Yılında Hocalı Soykırımı ve Ermeni Yalanları

26 Şubat 2017 | 0 Yorum

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsümüzde, 25 Şubat 2017 Cumartesi günü 14.00’te, Dr. Telman Nusretoğlu, Dürdane Ağayeva ve Agil Alesker,  “25. Yılında Hocalı Soykırımı ve Ermeni Yalanları” başlıklı bir konferans verdiler.

Konferansta ilk sırada söz alan Dr. Telman Nusretoğlu, Ermenilerin Karabağ-Hocalı’da, Türklere uyguladığı soykırımın perde arkasını görmeden, tarihî arka planını görmeden, bu acı gerçeğin anlaşılamayacağını ve dünya kamuoyuna anlatılamayacağını belitti. Ermenilerin, Azerbaycan Revan Hanlığı topraklarına yerleşmesi ve bu bölgeyi işgallerinin 1820’lerde başladığını belirterek, bunun da Kazan, Astrahan, Kırım hanlıklarını işgal edip Çar Petro döneminde Hazar Yürüyüşü’nü başlatan ve Kafkasya’yı işgalle devam eden Rus yayılmacılığının bir parçası olduğunu söyledi. Daha önce tamamen bir Türk yurdu olan, Revan Hanlığı bölgesinde, Hristiyan, kukla bir Ermeni Devletinin, Rusların bölgedeki emellerinin gerçekleşmesi ve devamlılığının olmazsa olmazı olarak kurulduğunu belirten Nusretoğlu,  o günden bugüne Ruslar, doğal olarak da çıkarları örtüşen sömürgeci Batı tarafından hep himaye edildiğini ifade etti.  Nusretoğlu, arkasında Sovyet-Rus desteği olmadan Ermenilerin Karabağ-Hocalı’da bu lanet soykırımı yapamayacağının, bu tarihî sürecin bakış açısıyla açıkça görüleceğini, bu sebeple Hocalı Soykırımı’nı dünyaya bu açıdan okutmamız gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

İkinci konuşmacımız, Hocalı Soykırımı’nı bizzat yaşamış, Ermeniler tarafından öldürülmemiş, fakat esir kaldığı “8 gün”  boyunca ölmekten beter işkencelerle karşılaşmış Dürdane Ağayeva, yaşadıklarını bütün korkunç gerçekliğiyle özet olarak bizlere aktardı. Kendisi Hocalı Telekomu’nda memur olan Agayeva, 1988’li yıllardan başlayarak kendilerine Ermenilerden tehdit telefonları geldiğini, fakat kendilerinin bu tehditlere itibar etmediğini, çünkü Ermenilerde, kendilerini Karabağ’dan çıkaracak yüreği ve maddi gücü görmediklerini, ama Sovyet-Rus desteğini hesaba katmadıklarını belitti. Bunu ancak 25-26 Şubat 2016’da evlerinin top atışlarıyla yerle bir edildiği zaman anladıklarını ve bunun yaşadıkları ve gördükleriyle ruhuna nasıl kazındığını, birbirinde hazin sahnelerle bizlerle paylaştı.  Ağayeva, yaşadıklarını anlattığı 8 Gün adlı kitabının Türkiye’de İHH tarafından yayımlandığını ve isteyenlerin bunu İstanbul-Fatihteki İHH merkezinden ücretsiz temin edebileceklerin söyledi. Agayeva, Türkiye-Azerbaycan dayanışmasının bugün en yüksek seviyede olduğunu, bunun daha da güçlendirilmesinin Karabağ Soykırımı’nın tanınması ve mağdurlara hakların iade edilmesinde en büyük güvencesi olduğunu ve bugünkü dayanışmanın 1992’de olması durumunda, Ermenilerin bu soykırımı asla yapamayacaklarını belirterek sözlerini tamamladı.

Son konuşmacımız, Ağayeva’nın kitabının hazırlanıp Türkiye’de basılmasına destek olan Azerbaycan Yeniçağ Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Agil Alesker, Ermenilerin Türklere uyguladıkları katliam ve soykırımlar hakkında, Hocalı Soykırımı ve uluslararası hukuk bağlamında değerlendirmeler yapıp görüşler ileri sürdü. Alesker, dünyanın uluslararası hukuku uygulayıcılarının, bugüne kadar kolay kolay Türklerin hukukuna saygı göstermediğini belirterek bunun doğal olarak Ermenilerle paylaştıkları temel değerlerle ve çıkarlarla ilgili olduğunu, ama bütünüyle bu yönüyle değerlendirilemeyeceğini, Ermeni diyasporasının uluslararası propagandasının da bunda çok büyük payı olduğunu söyledi. Bizim asılsız Ermeni iddialarını çürütmek ve gerçek doğruları anlatmakta çok yetersiz ve tembel olduğumuzu belirten Alesker,  Ermenilerin 19. Yüzyıldan başlayarak Hocalı’ya kadar Türklere uyguladıkları vahşet ve soykırımları, bırakın uluslararası kamuoyuna kendi insanımıza anlatsaydık Hocalı Soykırımı’nı yaşamazdık dedi. Alesker, bugün Hocalı Soykırımı’nı dünyada onlarca ülke tanımışken, Azerbaycan’a verdiği bunca desteğe rağmen, kardeş Türkiye’nin “Soykırım” olarak TBMM’de aldığı bir kararla tanımamasının üzücü ve düşündürücü olduğunu, bunun en yakın zamanda olacağına inandıklarını ifade ederek sözlerini tamamladı.

Konferansımız her zaman olduğu gibi dinleyicilerimizin  konu bağlamında, dilekleri, tamamlayıcı ifadeleri ve konuşmacılara yönelttikleri soruların cevaplanmasıyla tamamlandı.

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir Cevap Yazın