Ekim Devrimi’nin 100 Yılı ve Sultan Galiyev

26 Kasım 2017 | 0 Yorum

Süleymaniye kürsümüzde, 25 Kasım 2017 Cumartesi günü 14.00’te, Tataristanlı yazar, devlet adamı Rinat Muhammediyev ile İ.Ü. Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlyas Topsakal’ın konuşmacı oldukları “Ekim Devrimi’nin 100 Yılı ve Sultan Galiyev” başlıklı bir konferans düzenledik.

Rusya’daki Türkler; özellikle İdil-Ural ve Sibirya Bölgelerinin tarihiyle ilgili çalışmalarıyla tanıdığımız Doç. Dr. İlyas Topsakal, Rusya’da veya Türk Dünyası’nın başka yerlerinde yaşayan Türklerin boy, dil, kültür ve benzeri yönlerden oluşum ve yapılanmalarını Rus Çarlığı dönemi çerçevesinde ana çizgileriyle değerlendirerek sözlerine başladı. Bugünkü Türk Dünyası’ndaki dil, kültür ve siyasî alanlardaki ayrılıkları ve problemleri sadece Sovyet dönemine bağlamanın doğru olmayacağını belirten Topsakal, bu sürecin yüzyıllar öncesinden başlayarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Dünya Türklüğünün 16. Yüzyıla kadarki doğal süreçlerinde Hakaniye Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi olarak geliştirdikleri iki büyük edebî, ilmî lehçeyle iki parçalı bir dil birliği sağladıklarını belirten Topsakal, bunun Kazan Hanlığı’nın işgaliyle başlayan Rus egemenliği sonrasında uygulanan dil, eğitim ve kültür politikalarıyla tersine çevrildiğini, özellikle Rusya’daki Türklerin değişik alfabe, terim ve adlandırmalarla ayrıştırılıp farklılaştırıldığını söyledi.

Bugün gelinen durumun birçoklarınca endişeyle dile getirildiğini, fakat bugünün internet ve iletişim çağında Türk Dünyası’da eskiden yakalanan doğal dil birliği sürecinin yakalanmasının ve hayata geçirilmesinin zor olmadığını belirten Topsakal, bunu sağlamanın yolunun mutlaka akıllı bir sisteme oturtulacak “alfabe birliği”nden geçtiğini, bu konuda Prof. Dr. Turan Yazgan’ın akılcı öngörülerinin yol gösterici olacağının altını çizdi.

Eski literatürü bilen, eğitimci, öğretmen, aydınlar yetiştirmenin de önemine dikkat çeken Topsakal, bu sayede Türk milletinin geçmişten geleceğe doğru ve sağlam bir şekilde taşınacağını söyledi.

Mirseyit Sultan Galiyev’in sosyalizm, milliyetçilik bakış açılarından son yüzyıl boyunca Türk Dünyası’nda çok tartışıldığı ve eleştirilere uğrayıp çıkmazlara sokulmak istendiğini belirten İlyas Topsakal, Sultan Galiyev’in İdil-Ural Türklüğü başta olmak üzere Türklüğün, Müslümanlığın, Sosyalizmin Türk Dünyasına getiri ve götürülerini yaşadığı süreçte çok iyi okuyan ve değerlendiren büyük bir Türk aydını ve önderi olduğunu ve Rusya’daki ve Türkistan’daki Türklerin bu bağlamda Galiyev’in hakkını inkâr edemeyeceklerini söyledi.

İlyas Topsakal Türk dünyası coğrafyasında özellikle Rusya’yla ilişkilerimizde kesin olarak bir şeyi kabul etmeden, ama reddetmeden de ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri devam ettirmek ve gerçekleri hiçbir zaman göz ardı etmememiz gerektiğini, bunu sağlayacak millî şuurlu ve dünya gerçeklerini iyi gören bir beyin takımının oluşturmadan da bu işin olamayacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Tataristanlı konuk yazar ve devlet adamı Rinat Muhammediyev, konuşmasını bir Sovyet vatandaşı, bir Tataristan Türkü, bir Rusya vatandaşı ve Sultan Galiyev’le aynı soydan gelmenin ve aynı coğrafya ve kültürü paylaşmanın sağladığı birikimin ışığında yaptı.

Sovyet döneminde aldıkları eğitimde Türklerin büyük düşman olarak gösterildiğini, yine aynı dönem Tataristan’ında Sultan Galiyev’in büyük bir millet düşmanı olarak tanındığı ve kendilerine böyle öğretildiğini belirten Rinat Muhammedeyev, 70’li yıllarda “Sultan Galiyev neden bizim düşmanımız oluyor?” sorusunun hep kafasını meşgul ettiğini, sorunun cevabını bulmak için yaptığı girişimlerin, kendisine tehlikeli bir yola girdiğinin ve başına bela saracağı şeklindeki uyarılarla veya cevapsızlıklarla karşılandığını söyledi.

Muhammediyev, İlerleyen zamanda Tataristan Yazarlar Birliği Başkanlığı, Sovyetler Birliği Kültür Komisyonu Başkan Yardımcılığı ve en önemlisi  bir Sovyet milletvekili olmasının Sultan Galiyev gerçeğine ulaşmak konusunda kendisine büyük bir şans oluşturduğunu ve  Sultan Galiyev hakkında 43 cilt bilginin saklandığı Moskova’daki Sovyet arşivlerine Boris Yeltsin’in özel izniyle girip 15 gün boyunca yaptığı araştırmalarla Sultan Galiyev gerçeğine ulaştığını söyledi.

Araştırmalarını bir roman halinde yazma konusundaki büyük arzusunun, yakın zamanda Fransa’da yaşayan Kenize Murat adlı bir hanımefendi tarafından Sultan Galiyev’in yazıldığı, tekrardan yazmanın hiçbir gereği olmadığı şeklinde asılsız propagandayla söndürülmeye başladığı bir zamanda, Turan Yazgan’la karşılaşmasının bir lütuf olduğunu belirten Muhammediyev, Turan Hoca’nın “Sen bu romanı mutlaka yazmalısın, bu senin vazifendir” şeklindeki teşvikiyle tekrar canlandığını ve Sultan Galiyev romanını büyük ölçüde Moskova-Kazan arasındaki uçak yolculuklarında yazdığını söyledi.

Muhammediyev, Rusya’da /Tataristanda yayınlanıp büyük ilgi gören, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından da Türkiye Türkçesiyle İstanbul’da yayımlanan 1. Ve 2. baskılarıyla Türkiye’de de çok büyük ilgi görmeye devam eden Sırat Köprüsü-Sultan Galiyev romanının tamamen arşiv gerçeklerine dayandığını, bu zamana kadar bu imkanı kendisinden başka hiçbir yazarın elde edemediğini söyledi.

Sultan Galiyev gibi ömrünü milleti uğruna harcamış büyük aydın ve önderin, Sovyetler döneminde yasaklığının, itibarsızlaştırma çalışmalarının, korkusunun bugünkü Rusya, hatta öz ülkesi Tataristan’da, birçok çevre ve makamlarca devam ettirildiğini belirten Muhammediyev, bu durumu doğru okuyanların, onun büyüklüğünü daha iyi anlayacaklarını söyledi.

Rinat Muhammediyev, Sovyet varisi Bugünkü bağımsız, özerk Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere, diğer halkların cumhuriyetlerinin de millî ve uluslararası yasal varlıkları ve kimliklerinde Lenin, Troçki, Stalin gibi Sovyet elitlerinin yanında bulunup, ciddi birikimi ve dehasıyla zamanı iyi okuyup gerekli yönlendirme ve yasal tedbirleri alma yolundaki yılmayan, efsanevi mücadelesiyle hayatını ortaya koyan ve tüm yakınlarını bu yolda feda eden, büyük acılar çeken, zulümlere maruz kalan Sultan Galiyev’in çok büyük bir payı olduğunu söyledi.

Dinleyicilerin soruları ve katkılarıyla genişleyen konferansta, Sultan Galiyevle ilgili soruları cevaplayan Muhammediyev; Galiyev’in Turancılığının, o zamanın gereği olarak Türk halklarının da Sovyetler içerisinde eşit konumda olması gereği ve gerçeği mücadelesi çerçevesinde anlaşılması gerektiğini söylerken, fırsatı gelmişken, kontrolündeki İdil-Ural Türklüğünün 100 binden fazla bir güce sahip olan ordusuyla bölgesinde niçin bir devlet oluşturmadığı yolundaki suçlayıcı iddiaların da o günün gerçeklerine bakılınca Türk soylu halklara fayda getirecek akılcı bir yaklaşım olmadığını belirterek konferansını tamamladı.

Konferansın ardından Rinat Muhammediyev okuyucularına Sırat Köprüsü-Mirseyit Sultan Galiyev; Göz Açtırmayan Boran/Turan Doç. Dr. İlyas Topsakal da Sibirya Tarihi adlı kitaplarını imzaladılar.

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir Cevap Yazın