Gençlik Kültür Gezileri

13 Nisan 2015 | 0 Yorum

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Gençlik Kolları olarak Azerbaycan Türkevi ile yapmış olduğumuz ortak çalışmalardan biri olan “Gençlik Kültür Gezileri” programımızın Türkiye ayağını tamamladık.

Program çerçevesinde vakfımızın Gençlik Kolları, Türkevi mensubu dört gencimizle kaynaştı, kucaklaştı.

Şehirlerin Sultanı, Sultanların Şehri

EDİRNE GEZİSİ

Gerçekleştirdiğimiz geziler kapsamında ilk olarak Osmanlı’ya başkentlik yapmış, bilinen deyimiyle “şehirlerin sultanı, sultanların şehri” Edirne’yi gezdirdik.

Fatih’i yetiştirmiş olan bu şehre girdiğimizde gençlerimizi ilk karşılayan küçük esnaf dükkânlarında asılı olan Türk bayrakları oldu. Hayali Bey’den Taşlıcalı Yahya’ya; Sünbülzade Vehbi’den, Sultan II. Murat’a kadar, nicelerine dizeler yazdıran bu güzel şehirdeki gezimizde gençlerimize Ali Onur Kara ve Ceyhun Ünlü arkadaşlarımız rehberlik etti.

Gezimiz, Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak nitelendirdiği, Türk-İslam medeniyetinin şaheserlerinden Selimiye Camisi’ni ziyaretle başladı. Altı senede tamamlanan bu caminin her köşesinde, Sinan’ın dehasını ve abdestsiz taş koymayacak kadar maneviyat yüklü ustaların maharetini gördük.
Selimiye Camisi’ni ziyare-tin ardından, gezimize Edirne’ye has yöresel yemeklerin yendiği kı-sa bir öğle yemeği ile ara verildi.

Edirne’yi keşfe, Hacı Bayram Veli Hazretlerinin vaaz verdiği, Çelebi Sultan Mehmed devrinde yapılmış olan Eski (Ulu) Camisi ile devam ederek, gezimizin bir sonraki uğrak yeri olan Eski İtalyan Katolik Kili-sesi’nin mimarisi üzerine arkadaşlarımızdan ve hocalamızdan bilgiler edindik. Edirne ile bütünleşmiş, Evliya Çelebi’nin ‘‘Orada öyle bir Darüşşifa vardır ki, dil ile tarif edilmez, kalemler ile yazılmaz.’’ şeklinde bahsettiği Darüşşifa’nın da bağlı olduğu Sultan II. Bayezid Külliyesi’ni gezdirdik.

Tıp öğrencilerinin bu külliyede staj görerek aldığı yüksek eğitim ve Şifahane’de akıl hastalarına sunulan su sesi ve müzik ile tedavi yöntemleri ecdadımızın yüksek medeniyetini bir kez daha gösterdi.

Fatih’in eğitim aldığı Darül Hadis Camii ve Rus işgali öncesinde yıkılmış bir kısmı hala ayakta kalan Edirne Saray-ı Humayunu’nu ziyaret ettikten sonra, Tunca Köp-rüsü’nden geçerek, türküler yakılan ve Lozan’dan bize kalan Karaağaç’ta çay molası verdik. Şükrü Paşa Anıtı’nın beklediği Edirne Tepesi’ne çıkıp bu nadide şehri bir de oradan seyrettik.

Tarihi Bedesten Çarşısı’nı gezip Edirne’yi hatırlatacak küçük hatıraların alınmasından sonra, “Şehirlerin Sultanı, Sultanların Şehri”ne veda ettik. Gezimizde gençlerimize rehberlik ve eşlik eden Ali Onur Kara ve Ceyhun Ünlü’ye teşekkürlerimizi sunuyoruz.

BURSA GEZİMİZ

Gezi programımızın ikinci durağı Osmanlı müttehidesinin başkentliğini yapma şerefine nail olmuş bir başka güzide şehrimiz Bursa idi.

Bursa Yeşil Camii’nde vakfımızın gönül dostu İbrahim Okur ile buluşularak, Emir Sultan Camii akabinde Koza Han ve Ulu Camii ziyaret edildi. Bu coğrafyayı Türk’e vatan kılan Oğuz’un şevketli boylarından Kayı’nın beylerini, âleme erkan ve nizam getiren kutlu Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi ve devleti tüm erkleriyle teşkilatlandıran Orhan Gazi’nin türbeleri ziyaret edildi.

Darüzziyafe’de yenilen öğle yemeğinin ardından II. Murat Türbesi, Muradiye Camii ve tarihi Osmanlı evi gezildi.

Uludağ’ın eteklerinde yer alan Osmanlı’nın yaşıyla müsavi, İnkaya Çınarı’nın heybeti altında çay içilip, Türk Dünyası’nın meseleleriyle dertlenip hasbihal edildikten sonra, I. Murad Camii ve türbesi ziyaret edildi.

Gezi boyunca gurubumuzla olup, Bursa ve tarihi hakkında bilgi veren İbrahim Okur hocamızdan ayrılıp münferit şekilde yeşil Bursa dolaşıldı.
Havlucular Çarşısı’nı gezip, Koza Han’da yöresel Bursa yemekleri yedikten sonra güzel Bursa’ya veda edildi.

Gençlerimizi, tüm samimiyetleriyle karşılayıp, gezinin her anında birlikte olan İbrahim Okur, Merve Uslu ve Çiğdem Köklü arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.

İSTANBUL GEZİMİZ

Gezimizin, İstanbul durağında Osmanlı’nın onuncu padişahı olan cennet mekân Kanuni Sultan Süleyman Han’ın yaptırmış olduğu, Mimar Sinan’ın kalfalık eseri Süleymaniye Camii’nden başlandı. Eşsiz mimarisiyle bizleri mest eden, yedi tepeli şehrin en güzel tepelerinden birine yapılan cami görülmeye değerdi. Gençlerimize meşhur Süleymaniye Kuru Fasulyesi’ni de tattırdıktan sonra, Çemberlitaş’a geçerek Türkçülüğün fikir babalarından Ziya Gökalp’in kabrini ziyaret edip, İstanbul’un vazgeçilmezlerine, Sultanahmet Camii ve Ayasofya’ya doğru yolculuğa çıkıldı.

Tarihe meydan okuyarak bu çağa kadar hala sağlamlığını ve estetiğini koruyan bu eserlerin ne kadar kıymetli oldukları gerçeğine misafirlerimizle birlikte bir kez da-ha vakıf olduk.

Bizans döneminden kalma Yerebatan Sarnıcı’nı ziyaret edip, Gülhane Parkı’na geçerek eşsiz boğaz manzarası ve martılar eşliğinde kardeşliğimizin kırk yıl hatırı olması dileğiyle meşhur Türk kahvemizi yudumladıktan sonra, Yeni Camii ziyaret edilip Galata Köprüsü’nü yürüyerek Hezarfen Ahmet Çelebi’yi kanatlandıran Ga-lata Kulesi’ni ziyaret edip Kara-köy’den tekne turuna başlandı.

Tekne turu tamamlandıktan sonra Eminönü’nde balık ekmek yenildi, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim’in kabirleri ve camileri ziyaret edildi. Cami avlu-sunun eşsiz manzarasında Turan kokan sohbetler edildi. Osmanlıdan bu yana şehri İstanbul’un en büyük pazarı olan Çarşamba pazarını gördükten sonra kutlu yuvamız Vakfımıza ulaşıldı.

Veda akşamı Vakfımızın meşhur yemeklerinin yanında buram buram memleket, hasret kokan türkülerle günümüz sonlandırıldı.
Gezilerimizde bizlere eşlik eden tüm arkadaşlarımıza ve hocalarımıza teşekkür ederiz.

Etiket:

Kategori: Duyurular, Gençlik Kolları

Bir Cevap Yazın