Macaristan’da Turan Kurultayı’na Katıldık

20 Ağustos 2016 | 0 Yorum

Vakfımız, Kardeş Macar-Turan Vakfı tarafından Turan halklarını bir araya getirip atalarımızı anma ve tarihî geleneklerimizi yaşatma amacıyla Macaristan’ın Bugaç Kasabası’nda 12-14 Ağustos 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen Hun-Turan Kurultayı’na 250 kişilik bir heyetle katıldı.

Kurultaya Azerbaycan, Avar, Başkurt, Bulgar, Balkar, Buryat, Çuvaş, Gagavuz, Kabardin, Karaçay, Karakalpak, Kazak, Kazakistanlı Macar, Kırgız, Kumuk, Moğol, Nogay, Özbek, Özbekistanlı Macar, Tatar, Türkiye Türkleri, Tuva, Türkmen, Uygur, Yakut ve tabi ki ev sahibi ve düzenleyici Macarlardan delegeler ve Turan sevdalısı 220 bin kişi katıldı.

Kurultaya onur konuğu olarak katılan Genel Başkanımız Közhan Yazgan ve akademisyenlerimiz Doç. Dr. Kutluk Kağan Sümer ve Dr. Muhsin Kadıoğlu’dan oluşan heyetimiz Macaristan Parlamentosu’ndaki kabul ve forumda hazır bulundular. Bu yıl vakfımızın düzenlediği kurultay turuna katılan 250 kişilik grubumuzla 12 Ağustos 2016’da Budapeşte’ye vardık. Otele yerleşen grubumuz o gün Budapeşte’nin tarih, sanat ve doğa zenginliğini gezip görme imkânı buldular.

13 Ağustos günü Bugaç ovasında bizi tam anlamıyla muazzam bir Turan Kurultayı karşıladı. Türklüğün, özellikle kuzey Türklüğünün tarihi giyimleriyle donanmış binlerce insan ve on binlerce Hun-Türk-Turan sevdalısının doldurduğu ovada kurulmuş otağlar, çadırlar; tuğlar bayraklar bizleri birden bire tarihin derinlerine çekip götürdü.

Öğle vakti yapılan açılış töreni hakiki anlamıyla Turan ordusunun bir geçit resmiydi. Hun kıyafetiyle  donanmış; bir Atila’yı bir Arpad’ı andıran Macar Turan Vakfı Başkanı dostumuz Andras Biro’nun komutasında alana giren ve tören düzenine geçen yaya ve atlılardan oluşan birlikleri izlerken duygulandık, gururlandık…

Dr. Andras Biro’nun açılış konuşmasının ardından yine kendisinin takdimiyle özel Hun atlılarınca birer birer kurultaya katılan Turan ülkelerinin bayraklarının dalgalandırıldığı selamlamadan sonra, oğlak kapma oyunu ve ok atışları yapıldı. Daha sonra akına giden atlı birliklerin canlandırıldığı tören yapıldı.

Kurultay, bu törenlerden önce, üç gün boyunca; “Atalar Çadırı Arkeolojik Sergisi”, “Atilla Çadırı, ‘Hunların Gelişi’ Adlı Resim”, “Avar ve Macar Zırhlı Atlıların Geçit Töreni, Hun Vezirlerinin Giyimi, Hun Ordusu”, “Deneysel Arkeolojik Tanıtımlar”, “Göçebe Atlılar ve Okçu yarışmaları”, “Yaya ve Zırhlıların Düellosu”, “En iyiler’in Atlı Savaş Gösterileri”, “El İşi Gösterileri ve Pazarının Gezilmesi”, “Arkaik ve Modern Yorumlarıyla Halk Müziği ve Halk Dansları”, “Ataları Anma, Ateş Töreni” gibi etkinliklerle devam etti.

Kapanışta, kamlar tarafından gerçekleştirilen Ataları Anma ve Ateş Töreni, “Gök Tanrı Dini”ne inansın inanmasın herkesi az veya çok gizemli bir dünyaya; ötelere çağıran ve ötelerdekini o alana toplayan bir tatlı girdaba çekti götürdü…

Kapanıştaki törenden önce alandaki kürsüde Kurultayın onur konuğu olarak bir konuşma yapan Genel Başkanımız Közhan Yazgan, kurultayı düzenleyen Hun-Turan Vakfı Kurucu – Onursal Başkanı Zaltan Varga ve şimdiki Başkan Dr. Andras Biro’ya, değişik Turan ülkelerinden kurultaya katılan yüz binlerce katılımcıya sevgi, saygı ve teşekkürlerini sundu; tüm ataların, özellikle bizi Turan Kurultayı’na getiren Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı Turan Yazgan Ata’nın ruhunu saygıyla andı ve onların orada olduğuna inandığı vurguladı…

Tüm bu etkinlikler süresince değişik Turan ülkelerinden gelen dostlarımızla görüşüp sohbet ettik; yeni dostlar edindik; hep birlikte atalarımızı andık geleneklerimizi yaşadık; birliğin bizi nasıl da güçlü kıldığını, bizi iri kıldığını görerek anladık…

15 Ağustos 2016 – Estergon’dayız…

Macaristan’a varıp da hâlâ;

Estergon Kalası (bire dilber aman) şu başı durak,

Kemirir gönlümü (bire Şahin aman) bir sinsi firak,

Gönül yâr peşinde (bire dilber aman) yâr ondan ırak (aman)

Akma Tuna akma (bire dilber aman) ben bir dertliyim

Yâr peşinden (aman) gezer koşar (yandım) kara bahtlıyım..

diye başlayan türküsüyle yüreğimizi eriten şehrimiz Estergon’u görmeden gelseydik, ataların ruhu incinir, Allah bizden razı olmazdı.

Öğle vakti bu türküyü söyleyerek Slovakya yakasına geçtiğimiz nazlı Tuna’nın kıyısından, Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Türk ordusunun kesin olarak 1543’te Avusturyalılardan alarak Budin Beylerbeyliğine bağladığı ve 1683’e (1595-1605 tarihlerinde 10 yıl egemenliğimizden çıkmış) kadar 130 yıl Türklerin egemenliğinde kalan Estergon Kalamızın güzelliğine hayran kaldık.

Türk eserlerinden sadece bazı burçların kaldığı kale ve eteğindeki mahallede bulunan minaresinin yarısı olmayan Öziceli Hacı İbrahim Camisi’nden başka,  Dr. Muhsin Kadıoğlu’nun vakfımız yayınlarından çıkan Turan Yolunda adlı eserinde bahsettiği Türk eserlerini1  görme fırsatı bulamadığımız, kardeş Macarların Budapeşte’den önceki başkentleri, günümüzde dinî başkenti hâline gelmiş ve en tepesine Macaristan’ın en büyük kilisesi Estergon Katedrali / Bazilikası olan Estergon Kalası’nı gezip katedralin kubbesinden büyülü Tuna’yı, yemyeşil vadiyi ve Estergon şehrini seyrettik. Tabii ki konumunu görünce bu kalenin Osmanlı Türkleri için önemini bir kere daha anladık ve “gönlümüzü bir sinsi firak kemirdi”…

Gül Baba Türbesi

1526 yıllında Kanuni’nin daveti üzerine Budin seferine katılan Bektaşî dervişi Gül Baba,1531 yılında Budin’e gelmiş ve 10 yıl burada yaşadıktan sonra 1 Eylül 1541 yılında vefat etmiştir. Defnedildiği tepeye türbesi yaptırılan ve adına 1686’ya kadar hizmet veren bir tekke kurulan Gül Baba, o günden bu güne bir Türk alpereni olarak Orta Avrupa’da manevî bir timsâlimiz olmuştur. Macarlar, Orta Avrupa’da o günden bu güne manevî  bir sevgisi olan Gül Baba’nın adını, tepeye tırmanan ve İstanbul’daki eski evlerini açgözlü müteahhitlere kaptırmamış bayır sokaklarına benzeyen şirin bir sokağa vermişler. Tarihe saygı olsa gerek sokağımızın bağlı olduğu yol da Türk Caddesi adını taşıyor. Toplu ziyâret edemediğimiz, arzu edenlerin bireysel olarak ziyâret ettiği Gül Baba Türbesi, şu günlerde bir onarıma girmiş bulunuyor. Bu sebeple sahaya pek kimseyi sokmuyorlar, ama biz yine de  ısrarla rica edip toprağına ayak basıp duada bulunduk.

“Hâyâl Şehir” Budapeşte

Gezi boyunca fırsat buldukça hatta fırsat oluşturarak, dinî, tarihî eserleri ve diğer yönleriyle buram buram sanat ve uygar yaşayışa bürünen; ortasından akan Mavi Tuna’nın ve Tuna üzerindeki estetik köprülerin; ağaçların yeşilliğiyle estetik taş işçiliğinin ayrı bir güzellik kattığı ve insana huzur verdiği Budapeşte’yi gezdik, mutlu olduk.

Buda’daki  Buda Kalesi, Kraliyet Sarayı, Mathias Kilisesi, Özgürlük Anıtı’ndan tutun da Peşte’deki  Parlemento, St. Stephen’s Bazilikası, Bilimler Akademisi, Opera Binası, Nasyonal Müze, Büyük Sinagog ve Kahramanlar Meydanı’na; Tuna’daki ilk köprü olan sanat harikası Zincirli Köprü, Arpad Köprüsü, Margaret Köprüsü, Erszebet Köprüsü, Özgürlük Köprüsü ve Margaret Adası gibi adını sayamayacağımız daha nice birbirinden güzel nice doğa, tarih sanat harikasını, vakit darlığından ayrıntısıyla göremesek de, uzaktan yakından farkında olduk… Diğer taraftan gündüz güneşin gece muhteşem bir ışıklandırmanın aydınlattığı Budapeşte’de insanların medeni yaşadığını, insanların doğaya, şehre, tabii en önemlisi insana saygılı olduğuna tanık olmak da ayrı bir zevkti.

Vakfımızın düzenlediği bu gezi, Turan idealinin bir hâyâl olmadığını, Turan kavramı bağlamındaki Türk Dünyası, Macaristan ve diğer ilgili milletlerin, akılcı ve çağdaş bir yaklaşımla yapacakları fikir ve işbirliğinin kısa ve uzun vadede iyi sonuçlanacağı hususundaki inancımızı güçlendirdi.

Bu vesileyle Turan Kurulta-yı’nın baş mimarı Macar-Turan Vakfı Başkanı Dr. Andras Biro ile ekibine, bizi sevgi ve saygıyla konuk eden Macar kardeşlerimize, diğer ülke katılımcıları ve temsilcilerine, başta TİKA olmak üzere projenin tüm destekçilerine, Vakıf Genel Başkanımız Közhan Yazgan’a, vakfımız adına katılım turunun yükünü üstlenen sevgili kardeşimiz Ahmet Açıkgöz’e çok teşekkür ediyoruz.

İki yıl sonraki Turan Kurulta-yı’na daha büyük bir katılım sağlamak ve daha da iyi sonuçlara ulaşmak dileğimizle, Tanrı Turan’ı gerçek kılsın!

* Türk Dünyas Araştırmaları Vakfı Eğitim Kültür Müdürü

1- Dr. Muhsin Kadıoğlu, Turan Yolunda, TDAV, İstanbul 2014, s. 117-152.

Etiket:

Kategori: Duyurular, Genel

Bir Cevap Yazın