Türk Dünyası’nın Birlik-Dirlik Bayramı Ergenekon/Nevruz

26 Mart 2017 | 0 Yorum

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsümüzde, 25 Mart 2017 Cumartesi günü 14.00’te, Prof. Dr. Abdulhaluk Çay ve Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Ürekli hocalarımız “Türk Dünyası’nın Birlik-Dirlik Bayramı Ergenekon/Nevruz” başlıklı bir konferans verdiler.

İlk konuşmacımız Beykent Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Ürekli, Bir Genel Türk Tarihçisi olan Prof. Dr. Abdulhaluk Çay’ın, Türk motifleri olan koç-koyun ve bozkurtla ilgili çalışmalarına ve Türk Ergenekon Bayramı Nevruz adıyla kitaplaşan Nevruz Bayramıyla ilgili araştırmalarına dikkat çekerek sözlerine başladı. Abdulhaluk Hocanın 80’li yıllarda Nevruz’un Türk bayramı olduğuna karşı çıkanlarla mücadelesine de değinen Muzaffer Ürekli, özellikle 90’lı yılların ortalarında Türkiye’de Türk Dünyası’nın ortak bayramı Ergenekon/Nevruz’un resmi olarak kutlanması yolundaki mücadelesindeki hakkını kimsenin inkâr edemeyeceğini ve övgüye layık olduğunu söyledi.

Ürekli, konuşmasının devamında, Ergenekon/Nevruz’un Saha Eli’nden Orta Avrupa’ya kadar bütün Türk coğrafyasında Gök Tanrı dinine inanan, Budist, Musevi, Hristiyan ve Müslüman Türkler tarafından, dinî motiflerde bazı ayrılıklar görülse de, asıl olan millî motiflerde ortak bir birlik-dirlik bayramı olarak tarihimiz boyunca kutlanmaya devam edildiğini vurguladı.

Prof. Dr. Abdulhaluk Çay, konuşmasına memleketi Amasya’da ilkokul, ortaokul ve lise yıllarında Mart Dokuzu denilen Nevruz gününde, öğretmenleriyle birlikte kırlara, Amasya Kalesi’ne çıktıklarını ve Nevruz’u kutladıklarını, o zamandan beri kendisinde Nevruz’un bir Türk bayramı olduğu konusunda giderek artan derece de bilinç oluştuğunu ifade ederek başladı.

Ülkemizin değişik yörelerinde farklı adlarla da olsa, genelde Nevruz olarak kutlanan bu bayramın, Türkiye’nin gündemine yoğun olarak girmesinin PKK terörüyle eşzamanlı olduğunu söyleyen Çay, dünya egemenlerinin, oluşturmaya çalıştıkları uşak bir millete kültür ve bayram da yakıştırmak için İran Zerdüşt-Kava Efsanesini sahiplenip bunu 21 Mart’ta olmuş gibi sunmaya çalıştıklarını, oysaki Kava Efsanesi’nin 31 Ağustos tarihine denk geldiğini ve 21 Mart’taki Nevruz’la kesinlikle hiçbir ilgisinin olmadığını belitti.

Bayramların, birlik beraberliğin sevinç ve mutluluğun yaşandığı günler olduğunu belirten Abdulhaluk Çay, dünyanın birçok yerinde baharın gelişinin sevinçle kutlandığını, bunun Ön-Asya, Mezopotamya’da da görüldüğünü, ama genelde Türklerin bunu binlerce yıldır, on iki hayvanlı Türk güneş takvimi esaslı olarak birinci ayın birinci günü, yani mart ayında geceyle gündüzün eşit olduğu günde kutlaya geldiklerini söyledi.

Kendisinin bu konudaki çalışmalarının 80’li yıllarda önemsenmediğini ve TRT’de de olsa kutlama tekliflerinin bir şekilde geri çevrildiğini belirten Çay, Türk Cumhuriyetlerinin 90’lı yılların başında bağımsız olmasıyla, Ergenekon/Nevruz’un bütün Türklerin bayramı olduğu gerçeğinin apaçık ortaya çıktığını ve başlattığı girişimle Iğdır’da zaten kutlanmakta olan bu bayramın, Türk Dünyası çerçeveli olarak kutlanmasını başlattıklarını söyledi.

Abdulhaluk Çay, konuşmasının ilerleyen bölümlerinde Ergenekon/Nevruz Bayramı’nı Türk tarihi kültürü, coğrafyası ve etnografyası bağlamlarında, Türk Dünyası ve Türkiye örnekleri üzerinde, bulguları ve gözlemlerine dayalı olarak ayrıntılı bir şekilde anlattı.

Abdulhaluk Çay Hocamız, konuşmasını, birlik beraberliğimizin timsali Ergenekon/Nevruz Bayramımızın Türkiye başta olmak üzere Türk Dünyası’nda ve tüm dünyada hayırlara vesile olmasını dileyerek tamamladı.

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir Cevap Yazın