Türklüğün Orta Doğu’daki Sıcak Gündemi

15 Ekim 2017 | 0 Yorum

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsüsü 2017-2018 dönemi faaliyetlerimize, 14 Ekim 2017 Cumartesi günü 14.00’te, kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti milletvekili Sayın Ganire Paşayeva’nın verdiği “Türklüğün Orta Doğu’daki Sıcak Gündemi” başlıklı konferansımızla başladık.

Ganire Paşayeva konferansına Orta Doğu’da, özellikle Irak’ta Türkler nerelerde yaşıyor, neden bu bölgeler önemli ve neden bu bölgeleri bizden aldılar? sorularını cevaplayarak başladı. Paşayeva bu bölgelerin Türk milleti için önemini, öncelikle binlerce yıldır yaşamakta olduğumuz bir yurt toprağı olması gerçeği, daha sonra da dünyanın en önemli petrol ve doğalgaz yataklarına sahip olması bağlamında değerlendirdi. Paşayeva, Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ün başında olduğu iradenin, buradaki varlığımızı kurtarmak için Lozan öncesi ve sonrasında büyük mücadeleler verdiklerini, fakat maalesef buralara göz diken emperyalistlerin, iç ve dış oyunlarla ve güç kullanarak bu bölgeleri bizim egemenliğimiz dışına çıkardıklarını ifade etti.

Paşayeva, Türklerin egemenliğimiz dışında kalmasının, emperyalist güçlerin, BAAS Reiminin ve kuzey Irak’ta yapılanmakta olan Barzani ailesinin Türklere olan düşmanlıklarını bitirmediğini, onlarca yıldır buralardaki yaşayan Türkleri azaltma, ayrıştırma, katletme politikalarını hız kesmeden devam ettiğini, özellikle aydın kesime büyük zulümler yaptıklarını öldürüp sürdüklerini ifade etti. Son otuz yılda Körfez Savaşı, Kimyasal silahlar, PKK/PYD, IŞİD/DAEŞ ve daha birçok yapılanmalarla devam eden ABD  odaklı hareket ve gelişmelerin ırak ve Suriye’deki Türk varlığını paramparça edip zulüm ve baskı altında tuttuğunu, yok ettiğini çok güzel açıklayan Paşayeva, bu durumda Türk Dünyası olarak ne yapmamız gerektiği hususunda da önemli tespitler ve yönlendirmelerde bulundu.

Uzak ve yakın tarihimize bakınca başkalarından yani dünyaya yön veren emperyalist güçlerden ve onların kurmuş oldukları kuruluşlardan adalet beklemenin boş bir hayal olduğunu defalarca gördüğümüzü belirten Paşayeva, Türklüğün kendisine, Türk Dünyası’nın birbirine sahip çıkmasından başka çare olmadığını söyledi. Paşayeva,  her ne kadar ülkelerimizi yöneten idarecilerimizden doğal olarak bu yönde akıllı, somut adımlar atmasını, siyaset yapmasını beklesek de asıl büyük görevin aydınlarımıza ve onların yöneltip yetiştirecekleri halklarımız ve özellikle geçlerimize düştüğünü belirtti. Paşayeva, birlikte güç doğacağının bilinciyle,  düşmanlarımızın bizi parçalamak için kullanacakları boy, din, mezhep ayrılıkları tuzaklarına düşmeden, milli kültürümüze sahip çıkarak kültür emperyalizminin bizi etkisizleştirmesine fırsat vermeyerek, akılcı eğitimle donanıp gücümüzü artırarak, bilişim teknolojilerini ve sosyal medyayı da bu yönde sonuna kadar kullanıp Irak’ta, Suriye’de, Doğu Türkistan’da, Karabağ’da Kırım’daki davalarımızı savunmamız gerektiğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir Cevap Yazın