Türklük Sevdalısı Hocamız Necmettin Hacıeminoğlu

20 Kasım 2016 | 0 Yorum

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsüsü 2016-2017 dönemi faaliyetlerimize; 19 Kasım 2016 Cumartesi günü 14.00’te, Prof. Dr. Birol Emil, Yrd. Doç. Dr. Cevdet Şanlı ve İbrahim Metin’in konuşmacı oldukları “Türklük Sevdalısı Hocamız Necmettin Hacıeminoğlu” başlıklı anma programımızla devam ettik.

Programın başında söz alan Eğitim ve Kültür Müdürümüz Metin Köse, 15 Kasım 2016 günü Azerbaycan’daki görevinin başında geçirdiği ani bir rahatsızlık sebebiyle Hakk’ın rahmetine kavuşan, acı kaybımız, Türk Dünyası Bakü Atatürk Lisemizin Müdürü Ali Devrim’in hizmetlerini dile getiren ve kişiliğini vurgulayan bir konuşma yaptı.

Açış konuşmasını yapan vakfımız hocalarından, aynı zamanda Necmettin Hacıeminoğlu’nun da öğrencisi olan Prof. Dr. Metin Karaörs, Necmetin Hocamızın Türklükbilimin meselelerine vakıf, Türk milliyetçiliğinin yılmaz mücadelecisi, vefalı bir dost ve iyi bir aile reisi olarak üstün kişiliğine dikkat çekti.

Anma programının ilk konuşmacısı Prof. Dr. Birol Emil, böyle bir toplantıyı düzenlediğimiz için vakfımıza ve kendi deyimiyle “ağabey” diye hitap ettiği tek kişi; vakfımızın kurucusu Prof. Dr. Turan Yazgan hocamıza şükranlarını ifade ederek başladı.

Birol Emil, İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okuluna kayıt olduğu zaman, aynı okulun öğrencisi olan Necmettin Hacıeminoğlu’yla tanışmasını aktararak başladığı konuşmasında, Hacıeminoğlu’yla ölümüne kadar devam eden dostluk, akademik arkadaşlık ve Türk Dünyası’na hizmet yolundaki birliktelikleri bağlamında birçok hatırasını, düşünce ve izlenimlerini ortaya koydu.

Hacıeminoğlu’nun kişiliğindeki ilk özelliğin, insan sıcaklığı olduğunu belirten Birol Emil, bu sıcaklık, karşındakini bir anda saran; sevgi, saygı, alçakgönüllülük, hoşgörü gibi, insan olmanın vazgeçilmez özelikleriydi dedi.

Necmettin Hacıemienoğlu’nun tam manasıyla bir mizaç insanı olduğunu ifade eden Emil;her an hareket hâlindedeki bu mizaç; lise yıllarından getirdiği ve durmaksızın geliştirdiği son derece büyük bir birikimle tartışma ortamlarını bir anda alevlendirir, adabı muaşeret çerçevesinde her konumdaki kişi ve hocaların karşısına inatçı bir şekilde dikilir, fikirlerini ve inançlarını sonuna kadar savunurdu dedi.

Milletlerin buhran devirlerinde bütün o değişik fikir ve görüşlerin içinde sarıldıkları bir his ve fikir vardır ki, bunun adı her dilde milliyetçiliktir diyen Birol Emil; Hacıeminoğlu’nun da, Tanzimat’tan başlayıp, yaşadığı döneme kadar gelen süreçte Ziya Gökalp, Mustafa Kemal Atatürk ve daha nice Türk aydını ve devlet adamında kendini gösteren Türk milliyetçiliğinin, günlük politikaların dışında, önde çarpışan bir aydını olduğunu söyledi.

Güzel sanatlar içerisinde musikinin insan ruhunun derinliğini ifade etmekte baş sırada olduğunu belirten Emil, Hacıeminoğlu’nun musikimiz hakkındaki derin bilgisine de dikkat çekip, eski musikimizi sevmeyi, zevk almayı ben ondan öğrendim diyerek konuşmasını tamamladı.

İkinci konuşmacımız YTÜ öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Cevdet Şanlı, lise yıllarında edebiyat hocasının tavsiyesiyle okuduğu Türkçenin Karanlık Günleri adlı eseriyle tanıştığı, sonraki yıllarda takipçisi olduğu, son on yılında da beraber çalıştığı Necmettin Hacıeminoğlu ile Turan Yazgan hocalarımıza rahmet ve saygılarını ifade ederek sözlerine başladı.

Sözlerinin devamında Hacıeminoğlu’nu hatıralar ve düşünceler süzgecinden geçirerek etraflı bir şekilde ele alan Cevdet Şanlı, 12 Eylül sürecinde Türk düşmanlarının YÖK eliyle Necmettin Hocaya yaşattığı maddî-manevî sıkıntıların, onu hiçbir şekilde inandığı yoldan döndüremediğini belirtti. Şanlı, 80 sonrasında Trakya Üniversitesi’nde kurduğu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün, onun Türklükbilimi sahasında önemli bir eseri olduğunu belirterek, Hacıeminoğlu Hocanın fedâkar, çalışkan, yılmaz kişiliğini, bölümün kuruluş aşaması ve sonrası ekseninde değerlendirerek ortaya koydu.

Şanlı, Türk milliyetçiliğinden taviz vermeyen Necmettin Hocaya ön yargıyla yaklaşan birçok akademisyenin, katıldıkları ilmi kongrelerde onun Türk dili konusundaki derinliği ve isabetli tespitlerini görüp, kıymetini takdir ettiğini söyledi.

Tanıdığı Hacıeminoğlu Hocanın, hiçbir zaman herhangi bir şeyden şikâyette bulunduğuna tanık olmadığını belirten Şanlı, onun en olumsuz süreçlerde bile her meseleye çözüm yolu üreten, ışık tutan birisi olduğunu söyledi.

Şanlı, Hacıeminoğlu Hocanın kendisini haksızlığa uğratan hiçbir kişiye kin taşımadığını ve sonsuz bir hoşgörü abidesi olarak tevazu içinde sonsuzluğa yürüdüğünü vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

Son konuşmacımız Hacıeminoğlu’nun fikir ve fikrî alanda çalışma arkadaşı İbrahim Metin sözlerine, “Türklük sevdalısı Necmettin Hacıeminoğlu’nu, biz, adeta hafızasını kaybetmiş Türk milliyetçilerine hatırlatma basiretini gösteren Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’na teşekkür ediyor ve diğer Türk Dünyası delilerinin de gündeme taşınmasını rica ediyorum.” diyerek başladı.

İbrahim Metin, 1969 yılının kasım ayında, o dönemin önde gelen Türk milliyetçisi aydınlarıyla adı Devlet olan bir dergi çıkarmaya başladıklarını, bunu üniversite gençlerine yönelik Töre ve liselilere yönelik Bozkurt dergilerinin izlediğini belirterek, o zamanlar İ.Ü. Edebiyat Fakültesinde asistan olan Hacıeminoğlu’nun yazıları, söz konusu dergilerin okuyucusu tarafından merakla beklenirdi dedi.

İbrahim Metin, “TRT ve Milli Kültür”, “Orgeneral Tağmaç’ın Bayram Mesajı”, “Ordu’yu Kimler Kışkırtır”, “Anarşinin Asıl Sebebi”, “TRT’yi Düzeltmek İçin Ne Yapmalı?”, “Madem Dönecektiniz..”, “Dursun’cuğum, Önkuzu’cuğum”, “Yeni Tehlike: Hümanizm” gibi adı geçen dergilerde çıkan birçok makale adlarını sıralayarak, Hacıeminoğlu’nun kişiliğine ve mücadelesine dikkatimizi çekti.

Metin, sözlerini Necmettin Hacıeminoğlu Hocamızın milliyetçilik konusundaki “Milliyetçiliği cepheden hücumla yenemeyenler, onu, manasını bulandırarak zayıflatmayı denemektedirler. Şu veya bu sıfatlı milliyetçiler değil, tek Türk milliyetçiliği vardır. Son yıllarda birçok mefhum gibi milliyetçilik de değişik manalar verilen bir kavram haline gelmiştir. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bir kere milliyetçilikle hiç alakası olmayan kişiler, sırf istismar etmek maksadıyla, onu bir maske gibi kullanmaktadırlar… Milliyetçilik bir dünya görüşü olarak, reddedilemeyecek kadar doğru, yıkılamayacak kadar güçlü, vazgeçilemeyecek kadar zaruri fikirdir…” gibi vurgulu söylemlerinden örnekler sunarak sözlerini tamamladı.

Konferansımız, Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu hocamız ve aksakalımız Dr. Nefi Demirci’nin Necmettin Hacıeminoğlu hocamızı değerlendiren kısa konuşmalarıyla tamamlandı.

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir Cevap Yazın