Türkmeneli Şehitlerini Anma Günü ve Türkmenlerin Bugünkü Durumu

17 Ocak 2016 | 0 Yorum

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsüsü 2015-2016 dönemi faaliyetlerimize, 16 Ocak 2016 Cumartesi günü 14.00’te Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Onursal Başkanı Dr. Nefi Demirci, Türkmeneli Stratejik Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Cüneyt Mengü ve Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Savaş Avcı’nın konuşmacı oldukları “Türkmeneli Şehitlerini Anma Günü ve Türkmenlerin Bugünkü Durumu” başlıklı konferansımızla devam ettik.

Şehitlerimize saygı duruşu ve İstiklal Marşımızı okuyarak başladığımız konferansımıza geçmeden önce TDAV Gençlik kolları Üyesi ve Marmara Üniversitesi öğrencisi Taha Yasin Küçük, büyük Türkçü ve Kıbrıs Türklüğünün bağımsızlık savaşının timsal önderi merhum Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’ı sonsuzluğu yürüyüşünün 4. yılında hayırla ve saygıyla yâdımıza getiren özlü bir konuşma yaptı.

Dr. Nefi Demirci’nin oturum başkanlığında kürsümüzde söz alan konuşmacılarımız, Türkmeneli şehitlerini ve Türkmeneli’nin bugünkü durumunu geçmişten bugüne değişik açılardan değerlendirdiler.

Nefi Demirci, 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar Osmanlı Türkiyesi’nin Musul Vilayeti /Türkmeneli’nde, Mondros Mütarekesi, Haliç Konferansı, Ankara Antlaşması, Kürt İsyanları, Körfez Savaşı gibi birçok kilometre taşları sürecinde İngilizler, ABD başta olmak üzere emperyalizmin, yerli uşakları vasıtasıyla oynayageldiği oyunları ve Türkmenlerin uğradığı zulümlerin kısa bir tarihi değerlendirmesini yaptı.

Savaş Avcı, sözlerine, bayraklaşmış Türkmeneli şehitleri Abdullah Abdurranman, Necdet Koçak, Adil Şerif, Rıza Demirci’nin varlık mücadelelerini ve bu uğurda, bütün dünyanın – ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti’nin o zamanki duyarsız ve iktidarsız yönetiminin de – seyirci kaldığı trajik idamlarıyla şahadete yürüyüşlerini dile getirerek başladı. Avcı, Kerkük-Musul Meselesi’nin hâllinin Atatürk tarafından Türk milletine emanet edildiğini, ama o günden bugüne bu konuda hiçbir ilerleme olmadığını, hatta gün geçtikçe Türklerin durumunun daha da kötüleştiğini belirtti. ABD desteğiyle Kerkük ve Musul, Telafer, Erbil gibi Türk şehirlerinin nüfus yapısının değiştiğini, 6000 civarında Türkmen’in şehit edildiğini, oluşturulan anayasa ve yeniden yapılanmalarda Türkmenlerin adının anılmadığını ve yok sayma/yok etme planının son hızla işlediğini belirten Avcı, Türkiye’deki kardeşlerinden başka hiçbir umutları olmayan Irak Türklerinin, bu umutlarının bile çoğu zaman boşa çıktığını söyledi.

Dr. Cünet Mengü, Irak Türklerinin durumunu, emperyalist güçlerin Ortadoğu politikaları çerçevesinde değerlendirdiği konuşmasında, uluslararası hukuk bağlamında zaman zaman gündeme gelen Kerkük’ün kaderi referandumunun, doğal olarak Türklerin lehine olacağı dönemlerde yapılmasının engellendiğini ve ötelendiğini, son onlu yıllardaki nüfus değişimleriyle yapılacak bir referandumun ise Türklerin yok sayılmasının bir tescili olacağını söyledi. Irak’ın parçalandığı son yıllarda her halkın bölgesine, dünya kamuoyuna dikte edilen bir ad konmasına rağmen, Türklerin yoğun olduğu yerlere “İtilaflı Bölge” diye art niyetli bir adlandırma yapıldığını belirten Mengü, Türklerin yönetim kadrolarından uzaklaştırıldığını, evlerinin Peşmergeler tarafından yağmalandığını, çocuklarının kaçırılarak büyük fidyeler alındığını, yani zulmedilip, dağıtılıp yok edildiklerini söyledi. Mengü, Amerika başta olmak üzere 14 ülkenin askerinin olduğu Irak’ta, uluslararası hukuka göre zaman zaman az da olsa varlık gösteren Türk askerine nedense hiç kimsenin tahammül edemediğini söyledi.

Irak Türklerinin varlık ve insan hakları mücadelesinin yılmadan sürdürüleceğini dile getiren konuşmacılar, kardeş Türkiye’nin sivil toplumumun ve iktidarının bu konuda daha duyarlı olup, akılcı politikalar izlemesi gerektiğini beliterek, “Kerkük’ün Türkiye’nin kilidi olduğunun unutulmaması gerektiğini” vurgulayarak sözlerini tamamladılar.

Konferans, Irak Türkmeneli Kadınlar Derneği Başkanı Dr. Fevziye Hasasu’nun konu bağlamında görüşlerini sunduğu kısa konuşmasının ardından şehitlerimizin ruhu için ikram ve duayla sona erdi.

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir Cevap Yazın